Tembih etmek... - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Tembih etmek…

image

“Anne su versene”
“Efendim Irmak. Nasıl isteyecektin?”
“Anne su verir misin?”

“Nasıl isteyecektin? Ne söyleyecektin?” En sık kullandığım iki cümle bunlar sanırım.

Bencilce gelecek ama yalnız değilim ve bu beni rahatlatıyor.

Arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde bakıyorum, onlarda da var aynı şey. “Teşekkür etmeyi unutma, lütfen demeyi unutma…” Tembih üzerine tembih.  Hepimiz sürekli bir şeyler tembih eder olmuşuz. Hatta konuşmaya da gerek yok. Sitem dolu bir bakış da aynı görevi görüyor. Zaten öyle söyledikten sonra suçlu suçlu yüzüme bakınca, anlıyor beni.

Baktım ki ikimiz yalnızken gerçekten de daha kibar konuşuyor. Okulda da öyleymiş. Fakat kalabalıkta iş değişiyor. Benim günlerdir yalnız tatil yaptığım uslu kızım gidiyor, hoop başka bir çocuk geliyor. Bu durum bize özel değil biliyorum da, konuşma neden değişti onu anlayamıyorum. Birçok şeyi anlayamadığım gibi.

“Bir de bu kadar düzeltmek ne derece doğru, bırakayım kendi farketsin” diyorum, olmuyor. Yeniden başlıyorum.

Biz şimdi bunu söyleye söyleye mi öğreteceğiz? Bu da bir dönem mi? Bana nasıl söylediğini de geçtim, benim içim sorun değil çünkü. Ancak başkalarıyla konuşurken önemli. Kendisi için önemli.

Öpmez kimseyi, sarılmaz. Öpmek zorunda değil. Ben de sevmem zaten herkesi her gördüğümde öpmeyi.  Onlara tamam. Ancak buna tamam değil. Bunu düzeltmek, doğrusunu hatırlata hatırlata öğretmek gerek. Hepsi kendisi için. Gelecekteki hayatı için. Aynısını çocuğuna yaptığı zaman anlayacak beni, içim rahat. 🙂

One comment

Leave a Reply