Toplu cevaplar… – Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım…
Loading

Toplu cevaplar…

IMG_0764

Bu ilk okuduğunuzda monolog gibi gelecek. Ancak değil. Arkadaşlarımın en çok sorduğu soruları not etmiştim. Madem zamansızlıktan sosyal medyadan haberleşiyoruz, burada toplu cevaplayayım istedim 🙂

Evde sıkılmıyor musun?

Sıkılmak ne kelime, çatlıyorum, patlıyorum. Çalışmaya alışmış bünye. Irmak okula gitmiyorken, çok eğleniyorduk. Hep onunlaydım. Öğretiyordum, oynuyordum, geziyordum. Gün nasıl geçiyor anlamıyordum. Şimdi, o okuldayken, eğer o gün bir toplantım ya da bitirmem gereken bir iş yoksa, evin içinde dört dönüyorum. Eşyaların yerini değiştiriyorum, kitap okuyorum ama sıkıntıdan bazen patlayacak noktaya geliyorum. Tamam paten falan kayıyorum da, bütün gün değil ki? E sürekli sokakta da olamam. Bütün bir gün dışarıda olsam, gelecek faturayı siz düşünün. İşte o yüzden aklım sürekli işte. Yeni neler yapabilirim diye bakınıyorum…

İkinciyi doğurmayacak mısın?

Siz yapın, ben seveyim. Cevaplarım da burada zaten…

Tam zamanlı çalışmayı düşünüyor musun?

Aklımdan hiç çıkmıyor. Ama Irmak’ı kim karşılayacak okuldan? Tamam, bakıcı diyorsunuz, ücretlerinden haberiniz var mı? Bir süre daha evden çalışmaya devam.

Peki toplantın olduğunda her şeye nasıl yetişiyorsun?

Yetişiyorum bir şekilde. Bir gün öncesinden ertesi gün yapacaklarımı yazıyorum. Irmak’ın okul çantasını da geceden hazırlıyoruz, sabah telaşeden unutmamak için. Öyle dalgınım ki, arabanın anahtarını bagaja koyup kapağını da bir güze kapatmışlığım var. Siz nasıl yetişiyorsanız, ben de öyle yapıyorum.

Oyun oynarken sıkılmıyor musun?

Oyununa bağlı… Kutu oyunu, lego, kağıt oyunuysa hayır. Ancak evcilik oyununda eskisi gibi verimli olmadığım bir gerçek.

Neden annenlere iki gün bırakıp bir yere gitmedin kocanla?

Bırakamadım, yapamadım. Şimdi arada bir, bazen haftada 1 kalıyor annemlerde kendi isteği ile ancak henüz 2 günlük bir kaçamak yapamadım. Planlarım arasında ama onu da söylemeden geçemeyeceğim.

Psikolog iyi geldi mi?

Ah hem de nasıl. “Yetersizlik” sendromundan çıkacağım onun sayesinde. Kendimi her konuda öyle yetersiz hissetmeye başlamıştım ki, geceleri toplam 1 saat uyumuyor, uyuduğumda ise kabuslarla uyanıyordum. Geçecek, bunların hepsi geçecek. Bu sürekli kendimi sorgulamalarım azalacak… İnanıyorum.

Gelen kötü yorumlara üzülmüyor musun?

Üzülmek mi? Kahroluyordum kısa süre öncesine kadar. Ama artık farklı düşünüyorum. İyi niyetle yazdığım bir şeyde, mutlaka kötü bir şey çıkarmaya çalışanların mutsuz olduğunu düşünüyorum artık. Ve beni de mutsuz etmek istediklerini….

Arkın özel hayatınızı yazmana kızmıyor mu?

Hayır. Tanıyor beni. 20 yıldır tanıyor. Ne hissettiysem onu aktardığımı, aktarmak istediğimi gayet iyi biliyor. Hem onunla tartıştığımız zaman yazmayı da seviyorum, çünkü sosyal medyada sergilenen pembe tablonun gerçek olmadığını biliyorum. Bunu da göstermek istiyorum. Her evde sürekli her şeyin harika olmadığını, herkesin irili ufaklı sorunlarla mücadele ettiğini… Zaten her kötü şeyi de yazmıyorum. Herkesin hayatında yeteri kadar sıkıntı var, bir de ben eklemeyeyim…

Irmak “Manyakanne”yi seviyor mu?

Şaşırıyordu başta. Fakat sonra bir anlamının da “çılgın” olduğunu söyleyince sevdi. Bazen diyor ki “anne bu oyuncağı da koysana, öbür anneler de alsın.”

Evden çalışmak zor mu?

Hem de nasıl. Siz bile bana sürekli “bütün gün evdesin, bir gelmedin” diyorsunuz ya. Gizli kamera koyacağım eve, o zaman anlayacaksınız beni. Çok işim olduğu zaman, iş yaptığımı ispatlamaya çalışmaktan yoruluyorum. Mesela o gün yemek yapamadıysam büyük sorun oluyor. Ancak bir işe gidiyor olsam, sorun olmayacak. Bunu anlatmak zor işte…

Leave a Reply