Yeşilyurt Koleji hakkında - Şebnem Seçkiner | Mükemmel anne yoktur, kendimizi kandırmayalım...
Loading

Yeşilyurt Koleji hakkında

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, kendime kızgınım canım bloğumu bu kadar aksattığım için. Ancak başka yerlere de yazı yazdığımdan yaz rehavetine düşmüş, ihmal etmişim. Bir daha yapmayacağım, söz.

Madem yeniden yazmaya başlıyorum, bilgilendirici bir yazı olsun istedim. Biliyorsunuz, Irmak’a okul bakarken birkaç okul gezmiş, yazmıştım. Ancak hep aynı soru ile karşılaştım. “Neden hiç Avrupa yakasındaki okulları yazmıyorsunuz?” Çünkü gezmemiştim, hangisi bize yakınsa ona bakmıştım.

İşte şimdi Avrupa yakasında oturanlar için bir okul paylaşıyorum. Yeşilyurt Açı Koleji. Geçen hafta gittim, gördüm, gezdim, canlı yayın yaptım. Buradan izleyebilirsiniz… Konumu çok güzel, Yeşilyurt Spor Kulübü’nün içinde. Çocuklar okuldan çıktıklarında diğer sokağa değil, kulübün bahçesine gidiyor.

12 yıl devlet okullarında çalışan daha sonra Ankara’da başka bir özel okula geçen ve geçtiğimiz yıldan bu yana da Yeşilyurt Açı’nın müdürü olarak Güney Çınar ile uzun uzun sohbet ettik.

Konuştuklarımızı madde madde yazıyorum:

  • Okul (Açı Koleji) aslında 25 yıldır var, akademik olarak başarılı çocuklar yetiştirmek amacıyla kurulan bir okul. Yeşilyurt Açı ise iki sene önce kurulmuş ancak sistemleri farklı. Gelecekte ihtiyaçları olan becerileri nasıl kazanırım diye sorgulayan, mutlu çocuklar yetiştirmeyi hedefleyen bir okul.
  • Eskiden bilgiye ulaşacağımız yer okuldu sadece. Bir de ansiklopedi karıştırırdık. Şimdi bilgiye her yerden ulaşabiliyoruz. Okul da bunu destekliyor. Eskiden resim beden müzik derslerine “dinlenme, boş ders” diye bakarken şimdi onda da bir şeyler öğreniyorlar. Zaten bu dersleri Matematikten zaman kalırsa yapıyorduk.
  • Bizim ilkokulumuzda sekiz saat spor dersi var. Amacımız da sporcu yetiştirmek değil. Çocuklar kendi öğrenebilme becerilerini geliştirsin diye var. İngilizce spor, Matematik spor dersi var. Oyunun gücü ile öğreniyorlar. Beyni ne kadar farkı alanlarda pekiştirirseniz öğrenme de o kadar sağlam oluyor.
  • Anaokulundan üçüncü sınıfa kadar çift dil eğitim var. Çocuklar sınıfta iki öğretmenle karşılaşıyor. Biri sınıf öğretmenleri, diğeri dil koçu. Onun görevi İngilizce konuşmak. Matematik yaparken dil koçu pekiştirecek etkinlik yapıyor. Çocuklar sürekli İngilizce’ye maruz kalıyor. 40 saatlik dersin 33’ünde çocuklar İngilizce’ye maruz kalıyor.
  • Okul 8.50’de başlıyor, 16.20’de bitiyor. Kahvaltı, öğle yemeği ve ikindi kahvaltısı var. Kantin yok, etüt yok… Yetişemeyen anneler için nöbetçi öğretmenler oluyor, 5.30’da alabiliyorlar çocukları.
  • Sınıflar açık sistem. Okul koridorunda yürürken camdan sınıfı görebiliyorsunuz. Sınıftan de denizi…
  • Tek katlı bir okul… Çocuklar teneffüste bahçede scooter kayabiliyor. Okulun girişinde scooter park alanı var.
  • Satranç, yoga, drama – masal anlatımı, dans mecburi dersler.
  • Hayat Bilgisi’nin bir dersinde beceri dersi yapılıyor. Mesela ayakkabı bağlama gibi…
  • İkinci dil, İspanyolca.
  • Sene sonu gösterisi biz veliler için güzel oluyor ancak çocuklar gerilebiliyor. İşte okul da bundan yola çıkarak, sene sonu gösterisi yapmıyor.
  • Dört dönem eğitim yaptıkları için bir hafta erken açılıyor, bir hafta geç kapanıyor. Sömestr tatili hariç, Kasım ve Nisan’da birer hafta tatil oluyor. Öğrenciler de öğretmenler için de güzel bir mola oluyor. (Ben lisede okurken bizim okulda da olurdu, şimdi Irmak’ın okulunda da var.)
  • Veliler diledikleri zaman okul müdürü ile iletişim kurabiliyorlar. (Ki bu benim gibi düşünen veliler için çok önemli, biliyorum. Okul seçerken ben de çok dikkat etmiştim.)
  • Diyor ki: “Biz geleceğimizi çocuklarla kuracağız, o yüzden eğitim anlayışı, eğitime yaklaşım çok önemli. Kendi kızım da burada okuyor.”
  • Sınıf sayıları, ana okulda maksimum 15, ilkokulda 17, orta okulda ise 20. Sınıfların büyüklüğüne göre karar verdik.
  • Dramanın öneminden söz ettik. Ankara’da iseniz Kızılay’da Selanik Caddesi’ndeki Çağdaş Drama Derneği’ni öneriyor Güney Hoca.
  • Yine diyor ki: “15-20 sene sonra çalışanların yüzde 60’ı evden çalışacak. Mutluluk kavramı geçmişe göre farklı olacak. Eskiden anne babaların çocukların mutluluğuyla ilgili kaygısı yoktu. Daha başarı odaklılardı. Şimdi bizlerin mutluluk kaygısı var. Onların yerine düşünüyoruz, onların yerine planlıyoruz. Başarı ve mutluluk eş güdümlü olacakmış gibi düşünülüyordu. Artık şunu görebiliyoruz ki mutluluk başarıdan bağımsız. İnsanlar mutlu olursa başarılı olur, başarılı olursa mutlu olur diye bir şey yok. Şimdi biz çocuklara çok fazla seçenek sunuyoruz mutlu olsunlar diye. Aslında çok kolay mutlu olabileceklerken biz çok müdahale edebiliyoruz.” (Evet bunu çok yapıyoruz. Hatamızın farkındayım ancak insan kendini bir yere kadar frenleyebiliyor.)
  • Yemek dahil fiyatlar: Anaokulu 20 bin TL, ilkokul 24 bin TL, ortaokul 27-28 bin TL civarında. İstanbul’da bu kalitede, böyle eğitim veren okulları düşünürsek Yeşilyurt Açı’nın fiyatı uygun kalıyor. Ayrıca 16 Şubat’ta bursluluk sınavı olacak.

 

Ve sizden bir de ricam var. Egitimpedia’da Güney Hoca’nın bu yazısını okumanızı öneririm.

Böyle eğitimcilerin varlığını bilmek insana umut veriyor. Bizim zamanımızdaki sisteme bakınca, ben şimdiki çocuklara özeniyorum açıkçası. Çarpım tablosu ezberlememek bile minik görünse de aslında büyük bir örnek.

Yine sorularınız olursa bana yazın, iletirim kendilerine.

One comment

  1. İlkokul sınıfları 17 öğrenciden fazla. Rehberlik servisi rezalet. Öğrencilere yanlış davranışları hakkında sözleşme imzalatıp feci bir baskı uyguluyorlar. Dayak atan ve yiyen aynı disiplini görüyor. Okul değil, rehabilitasyon merkezi gibi. Başka okulların attığı ve istemedikleri öğrencileri Açı alıyor. Öğretmenler çok rahat, öğrenciler her istediklerini yapıyor. Öğrenci dersi dinlemek istemiyorsa tüm sınıfın huzurunu bozup kapıyı açıp çekip dışarı çıkabiliyor ve buna izin veriliyor.

Leave a Reply