Biz

Bu aralar güzel didiştik

Bu ara güzel didiştik. Temiz didiştik. Öyle böyle didişmedik…

Şikayet etmek için değil, şöyle bir karşılıklı sohbet etmek için yazıyorum. Özledim böyle şeyleri yazmayı….

Ben iyiysem, evdeki herkes iyi. Kötüysem of of of, ev darma duman. Yoruyor biliyor musunuz hep “iyi” olmaya çalışmak. Belim tutuldu, Arkın sinir küpü. İş yapmam gerektiği zaman, o benden daha meşgul. Hani şu bile bazen tartışma nedeni: Mutfakta biri buzdolabının kapağını açınca giremiyor kimse. Hem mekan küçük hem dolap girişte. O buzluğu yerleştirirken içeri girmem gerekirse ve inatla devam ediyorsa, bu bile tartışma nedeni olabiliyor. Garip ama gerçek…  İncir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerden çıkan tartışmalar çok yorucu.

Ya da mesela bana sormadan randevu alıyor. “Aradım, Cuma günü 15.00’da bekliyorlar seni arabanın bakımı için” diyor. Başlıyorum “Bana sordun mu o gün işimin olup olmadığını” diye söylenmeye.

Yani burada eğlenceli şeyler paylaşıyoruz evet ancak bir de işin bu yönü var. Son bir hafta temiz didiştik. Bir de klasik her yaz yaşanan tartışma, “bütün tatil yazlıkta mı geçecek?” Dedim “Bu sefer öyle olmayacak…” Ağustos ayı için ben Bodrum  – Kaş planı yapınca (Bodrum’da arkadaşlarımızın düğünü var, gitmişken uzatalım dedik) başta duraksadı, sonra “güzel olur” dedi. Baktı ki kararlıyım, teslim oldu. 🙂 Gittim bir de en uygun fiyatlı yerleri seçtim. Tanıyorsunuz beni artık, seçimlerimi – tercihlerimi biliyorsunuz.

Nankörlük sanmayın sakın, evet şanslıyım böyle bir yazlık var, ne mutlu gidebiliyoruz ancak canlar oradaki tatil tatil değil ve ben bunu 16 senedir anlatamadım. Bu sene anlıyor 🙂 Akşam yemek saatinde evde olmak demek değil benim için tatil… Tabii ki gideriz, ailemizle zaman geçiririz ancak başka yerlere de gitmek gerek bu yaştayken, çalışıyorken, gidebiliyorken… Geçen gün yazmıştım hikayelerde, artık önümüzdeki beş sene için yaşamayacağımı. Su akıyor, yolunu buluyor. Olan ileriyi düşünmekten bugünümüze oluyor.

İşi de kafaya çok takıyordum, onu da artık bıraktım. “Olduğu kadar” diyorum, gözümü kulağımı kapatıyorum. “Ama bu haksızlık” diye söylenmiyorum. Sürekli bir şeyler üretmeye çalışıyorum. Yoksa işin içinden çıkılmaz. Cidden o zaman hiç toparlayamam bünyeyi… Bunu da bir gün uzun uzun yazmak istiyorum. Şöyle bir içimi dökesim var. Yok yere sıkmadım canımı bunca zamandır. Neyse ki artık eskisi kadar takılmamayı öğrendim.

Yani sosyal medyada hep güzel anları paylaşıyoruz ancak işin bir de bu yönü var, her evde olan. Ara ara bunu dile getirmeyi seviyorum çünkü hepimiz görüyoruz yalnız olmadığımızı… Çok seviyorum, o başka. Beraber büyüdük. Aynı şeylerden keyif alıyoruz. Dağılınca toparlamayı öğrendik, uzatmamayı öğrendik. Bir de bu didişmeler azalsa… 😊

Her ana, her şeye şükrediyorum sürekli.  Böyle yazıyorum diye “dertsiz başına dert arıyor” demeyin. Şööööyyyle bir konuşur gibi yazasım geldi işte. Allah çaresiz dert vermesin en büyük duam. Fakat bunları da paylaşalım ki rahatlayalım, içimizde kalmasın. İçimizde tuttuğumuz her şey bize sonra stres kaynaklı hastalık olarak geri dönüyor… Son aylarda içimde çok şey biriktirdiğim için oldu bütün bu patlamalar, baş ağrıları, bel tutulmaları… Bundan sonra biriktirmek falan yok!

 

 

Mesela bu foto öncesi ilaç içmediğim için kızmıştı bana. Oysa biliyor doktora sormadan asla bir ilaç almayacağımı.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamı

post-image
Biz

Neden kırıldım?

Çok cansınız. Sesim çıkmayınca merak ediyorsunuz, soruyorsunuz. Ben de anlatmaya çalışıyorum her şeyi. Bazen de detay veremiyorum işte. Ya da öyle oluyor ki, “neyi...
devamı