Biz Cimcirik & Ben

Çizgi film sever misiniz?

2J9B1283

Çizgi filmle aranız nasıl?

Açıkçası hep söylüyorum, TV açmak benim aklıma gelmez hiç. Irmak’la beraber seyrediyorum, yoksa oturmuyorum hiç TV karşısına. (Keşke bazen otursam da kafa dağıtsam, ama sıkılıyorum.)

Irmak genellikle Disney Channel izliyor. Prenses Sofia, Doreamon, Esrarengiz Kasaba… En çok bunları seviyor. Bazıları 7 yaş ve üzeri. Buna takılıyordum ancak Disney Pazarlama Direktörü Armağan Milli, “Evet yaş sınırı önemli. Ancak Disney olarak hazırladığımız çizgi filmlerin ailecek izlenmesini öneriyoruz. Bir çocuğu en iyi anne ve babası tanır. Çizgi filmleri çocuklarınızla birlikte izleyin, üzerine konuşun, sohbet edin. Onlara uygunluğunu en iyi siz değerlendirebilirsiniz.” dedi, rahatladım. Geçen hafta Disney ile buluştuk. Hem Disney yetkilileri dinledi hem de Prof. Dr. Üstün Dökmen’i. Zaten beni bıraksanız, 24 saat aralıksız dinlerim Dökmen’i… Konumuz, masallar ve çizgi filmler idi. Ancak şehit haberleri art arda aldığımız günlerdeydik. Dökmen “Mutlu olmak zorunda değilsiniz, güçlü olmak zorundasınız” diye başladı konuşmaya. Ne kadar da haklı…  Şimdi sizi çok uzun süre okumak zorunda bırakmamak adına, kısa cümlelerle yazacağım Dökmen’in anlattıklarını.

IMG_3385

  • Masallar, çizgi filmler, 2 temel başlıkta toplanıyor. Eski ve yeni. Eski; iyi kalpli, hamarat olacaksın, 12’de evde olacaksın, büyük sözü dinleyeceksin. (Mesela Sindirella, mesela Pamuk Prenses. Bu arada yeni bakış açısını anlatmak için de Dökmen muhteşem bir örnek verdi: “Eğer Sindirella ağlamasaydı ve üvey annesi, ablaları gittikten sonra kendine bir elbise hazırlasaydı, 12’de evde olmak zorunda kalmayacaktı. Yaratıcılığını kullanıp eski elbiseyi yapraklarla, çiçeklerle süsleseydi… Başkasından beklediğim son bulur, ama kendin yaparsan, ona hep sahip olursun.” (Evet, zaten takılmıştım eski masallara ben de. Beyaz atlı prensimi beklemek zorunda mıyım? Biri beni öpmeden uyanamayacak mıyım? Ayakta kalmak için bir prense ihtiyacım var mı, ben kendi başımın çaresine bakamaz mıyım? Üvey annemden kaçmak için 7 adamın evini temizlemek zorunda mıyım? Neyse ki yeni çizgi filmler bu şekilde değil.)

  • İyi bir çizgi film zararsızdır ancak yeterince yararlı da değildir. Sadece eğlendirir. Artık çocuklara filmlerle, masallarla mesaj verme modası geçti. Çocuklarımıza her şeyi yüz yüze iletişimle öğretebiliriz, değerlerimizi bu şekilde aktarabiliriz. (Armağan Milli de çizgi filmlerin bunları desteklediğini anlatıyor. Aile öğretiyor, çizgi filmler destekliyor.)

  • Çocuklara dönüşümlü düşünmeyi öğretmeliyiz. Her şeyi anlatmak değil, çözümü birlikte bulmalıyız. (Dökmen, Sokratik Sorgulama’yı anlattı. Sokrates, sonucu vermez, karşısındakine buldururmuş. Bu konuda Sokrates ile ilgili bir yazı yazacağım, o da yakında burada olacak…)

  • Psikolog Kohlberg’ göre 5 temel ana ahlak basamağı var.

  1. Kısasa kısas: Hırsızlık edersen, cezanı bulursun.

  2. Al gülüm ver gülüm: Büyüklerine iyi davranıyor desinler, beni takdir etsinler.

  3. Bana iyi insan desinler.

  4. Kurallar mutlaktır.

  5. Kurallar yere, zamana göre değişir.

Örneğin kötü bir şey yaptığınızda cezadan korkuyorsanız 1, kanuna uyuyorsanız 4. Madde geçerli demektir. Şöyle bir örnek de var. Otobüste yaşlı birine yer verdiniz. Yaşlanınca size de iyi davranmalarını istediğiniz için ise 2, kadın kızacak diye yer veriyorsanız 1, senin hakkında iyi şeyler düşünsünler diye yer verdiysen 3 geçerlidir. “Yorgunum, oturdum, hastayım, her zaman yer veriyorum, bugün yapamıyorum” diyorsanız 5 geçerlidir.

İşte çizgi filmler bunları tek başına veremez. 4 ve 5 madde arasında bir yerde sıkışıp kalırsınız. Bu aradaki farkı ancak yüz yüze iletişimle öğretebilirsiniz.

  • Biz her şeyi ezberleyerek büyüdük. Ancak ezber doğru mu? Şimdi istediğimiz:

    – Ezber yok

    – Hayalinde tasarlama

    – Yap, manipüle et

    – Süreci değerlendir

  • Çağdaş eğitim nasıldır?

  1. Bilgi

  2. Kavrama

  3. Uygulama

  4. Analiz

  5. Sentez

  6. Değerlendirme

Tiyatro ya da roman değerlendirilir, karşılıklı konuşulur,  fikir alışverişinde bulunulur. Geleneksel eğitimde direkt 1’den 6’ya geliyor, değerlendirme çocuğun kendisinin yapması beklemeden direkt veriliyor. “İşte burada yapılmışı” var örneği gibi. Bu da çocuğa bir fayda sağlamıyor.

  • Küçük yaşlarda fazlaca ezberleyen çocukların zihinsel gelişimleri sekteye uğrar.

  • Dünyada eğitim evriliyor, bizde devriliyor, geriliyor.

  • “Annelik içgüdüsü var mı” diye sordu bize. Çocuğumuz “evet” diye yanıtladık. Dökmen “Hayır, annelik içgüdüsü yok. Annelik öğrenilir” dedi. Düşünüyorum o günden beri, evet öğreniyoruz her saniye. Anne olmayı bilmiyorduk ki, öğrendik!

Süremiz o kadar kısıtlıydı ki, Dökmen’e soru soramadık. Dökmen’den sonra Armağan Milli ile konuştuk. Milli diyor ki:

“Disney olarak çocuklar ve ailelerin ilgi ve ihtiyaçlarına yönelik içerikler sunuyoruz. ‘Kalplere dokunan eğlence’ olarak da nitelendirebileceğimiz Disney, çocukların gelişim süreçlerinde öğrenmeleri gereken temel değerlerin öncelikle aile içinde aktarılması gerektiğine inanıyoruz.  Buna paralel olarak oluşturulan Disney içerikleri aile içi eğitimle temelleri atılan bu değerlere gönderme yapıyor. Disney, çocukların hayal gücünü tetikleyerek onları hikayeyi paylaşmaya, yönlendiriyor. İçeriklerimiz uzman görüşleriyle hazırlanan ve aylar süren ön çalışmalarla şekillenen titiz bir çalışma sürecinin ürünü.”

2J9B1414

ÇİZGİ FİLMLER NASIL HAZIRLANIYOR?

Milli, Disney çizgi filmlerin nasıl titizlikle hazırlandığını da şu sözlerle aktardı:

“Disney’de her şey güzel bir hikayeyle başlıyor. Bir yazar, yönetmen ya da prodüktör güzel bir fikirle geldiğinde tüm ekip bir araya gelerek fikrin geliştirilmesi için uğraşır. Yazarlar ve karakter tasarımcıları ile eğitim danışmanları ve konunun uzmanları bir araya gelerek konsepti ve mesajları oluşturur. Aylar süren bu hazırlık çalışmalarında tüm ayrıntılar en ince detayına kadar değerlendirilir. Pilot bölüm çekilerek çocuklara aileleriyle birlikte izlettirilir ve görüşleri alınır.  Farklı kültürlerden uzmanlar birlikte çalışarak ortak bir kültürel perspektif benimserler.”

Bizim evde baba kız Pembe Panter ve Mr. Bean de çok seviyor. Ve hiçbir zaman da Irmak’ı tek başına TV karşısına oturtmuyorum. Ya ben ya babası mutlaka yanındayız, birlikte değerlendiriyoruz, yorum yapıyoruz izlediklerimize. Çünkü çizgi filmi çocuğu oyalayıcı bir şey olarak görmüyoruz, evde aileyle geçirilen vakti kaliteli değerlendirme aracı olarak görüyoruz.

Bu arada bir de not düşmek istiyorum. O gün, söyleşi sırasında “Disney’de cinsel içerikli objeler, Illüminati objeleri var” diye çok mesaj aldım. Önce şunu söyleyeyim, ben  bunlara asla inanmıyorum, anlamsız buluyorum. O gün bana gelen yorumlara da yazdım zaten düşüncelerimi. Ve yetkililere de sordum, hatta yorumlardaki “kanıtlar var” açıklamalarını da gösterdim. İşte aldığım cevaplar:

1. Bu kanıtları kim, neye göre hazırlıyor?

2. Bu dayanaksız iddiaların aslı tabii ki yok.

Ayrıca, 28 Eylül’de yeni bir çizgi film başlıyormuş. Zaten reklamlarını görüyoruz Irmak’la: “Miles Yarının Ötesinde” NASA astronotları danışmanlığında oluşturulmuş; çocuklara bilim ve uzay hakkında ilginç bilgiler veriyor hem de ailenin ne kadar önemli olduğu, birlikte hareket edildiğinde zorlukların daha kolay aşıldığıyla ilgili  mesajlar aktarıyormuş. Bayramlık olarak astronot kıyafeti aldıran, elinde uzay kitaplarıyla dolaşan bizim cimcirik bayılacak buna. Ailece oturup izleriz artık 🙂

astronot

Son olarak Disney’e bizi Üstün Dökmen ile buluşturduğu için teşekkür ederim…

Evet uzun bir yazı oldu, ancak duyduklarımı aktarmadan durmam mümkün değil ki… Okuma sabrı gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

1 Yorum
  1. Fiyasko 8 yıl ago
    Reply

    Çizgi film adı arıyorum. Hatırlıyorun ne olduğunu ama adını unuttum. Yelpazeli kız vardı. Buyuk bocekler vardı gözlerinden vurup öldürüyorlardı 3 kişi. İkisi erkekti. Başka dünyadan gerçek dünyaya gitmek için uzun kule vardı ve orada bir kod yazıp kendi dünyalarına gidiyorlar dı. Lütfen adını bilen varsa yorumlasın.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Devamı

post-image
Biz

Çok içimden geldi…

Yıl 1999, 21 yaşındayım. Sabah Gazetesi’nin Bayan Sabah ekinde köşe yazıyorum. Sunulan fırsata bakar mısınız? (Gerçi herkese sunulmuyordu, kendimi de ezmeyeyim şimdi burada…) Aylarca...
devamı