Evet, yapar! Hatta şu sıralar bunu bizzat yaşıyorum. Saat 4’e gelmek üzere ve bilgisayar başındayım. Tabii uykusuzluk bana ardından yol, su, elektrik olarak geri dönüyor. Daha agresif olduğum gibi normalde 5 dakikada yaptığım bir şeyi çok daha uzun sürede bitiriyorum.
Central Hospital’dan Nöroloji Uzmanı Dr. Gamze Eroğlu Arığ, konuyla ilgili detaylı bilgi vermiş. Kısa bir özetini aşağıda bulabilirsiniz. Benimle aynı sorunu yaşayanlara yardımcı olabilir belki..
BİYOLOJİK SAAT ETKİLENİYOR
Yaz aylarından sonbahar dönemine geçişte güneşin etkisini kaybetmesi, gecelerin uzayıp gündüzlerin kısalması gibi değişiklikler vücudun biyolojik saatini etkiliyor. Böylece vücudun ritmini sağlayan ve uykuya dalma hızını ayarlayan melatonin hormonunun etkisi de giderek azalıyor.
Güneş ışığı azalınca ne oluyor? Canlılık ve zindelik veren serotonin azalıyor. Bu da çabuk yorulmamıza, uykusuzluk ve hatta mutsuzluğa yol açıyor.
Biyolojik saatimiz gün ışığından önemli ölçüde etkileniyor. Bu nedenle mevsim geçişlerinde iyi bir uyku süreci için çevresel ısı ve ışık gibi faktörler çok önemli.
Sonbahar ve kış aylarında gün ışığına daha az maruz kaldığımız için melatonin salınımında değişiklikler yaşanıyor. Bu da hem uyku düzenimizde hem de ruh halimizde değişimlere yol açıyor. Daha depresif oluyoruz. (Ki bu bende kesin var), uykuya dalmakta güçlük çekiyoruz. (Dalamadığım gibi kalkıp oturuyorum sonra)
Her şey bu kadarla sınırlı da değil. Uykusuzluğa bir de serotonin azlığı eklenince bu kez bağışıklık sistemi iyice zayıflıyor. Daha çok hastalanıyoruz! Bitmedi… Uykusuzluk, gerek işteki gerekse de günlük hayattaki performansımızı da etkiliyor.
Eğer sadece mevsim geçişlerinde değil, sürekli bir uykusuzluk yaşıyorsanız bir doktora görünmelisiniz. Çünkü bu birçok hastalığın habercisi olabiliyor. Tedbiri elden bırakmamakta fayda var!
KALİTELİ UYKU İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
* Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmalıyız. (Günümüzü doğru planlarsak çok zor değil. Denemelere başladım)
* Doğru yatak ve yastık seçimi… Ve karanlık bir oda! (Bu bende tamam)
* Bol kafein içeren içecekleri, sigarayı, alkolü akşam saatlerinde tüketmemek… (Ah işte bunda sınıfta kaldım. Elinde kahve düşürmeyen hatta bir de ne yazık ki sigara içen biri olarak bana çok zor geliyor.)
* Yatağa uyumaya hazır gitmek… (Bunda da pek başarılı olduğum söylenemez. Çünkü ya telefon ya tablete bakıyor oluyorum yattığımda. Son birkaç gecedir telefonu salonda bırakmaya başladım. Kesinlikle daha kolay uyuyorum)
Her ne kadar aklımızı kurcalayanları bir kenara bırakamasak da bazen kaçarak beynimizi kandırabiliriz. Ekim zorladı, Eylül sonu zorladı; kendimi arkadaşımın yanında buldum. Bakmayın arkadaş...
Offf cidden bazen kadın olmak yoruyor beni. Keşke Arkın gibi olsam. En ufak bir sorunda 10 sene önceyi hatırlatmaya başladım. Anneme söylüyordum, ben yapıyorum...
Gecenin bir yarısı, zaten zor uykuya dalıyorum; hoooppp “uyan”… Biliyorsunuz, geceleri uyumakla ilgili sıkıntılarım var. Ne kadar yorgun olsam da o gözleri kapatamıyorum. Sürekli...
Yıl 1999, 21 yaşındayım. Sabah Gazetesi’nin Bayan Sabah ekinde köşe yazıyorum. Sunulan fırsata bakar mısınız? (Gerçi herkese sunulmuyordu, kendimi de ezmeyeyim şimdi burada…) Aylarca...