Eğitim yazısında bahsetmiştim Şiddetsiz İletişim’den. Onu ayrı ele almak istediğimi yazmıştım. Bu da hızlı oldu. Bilgiler Gizem’den bana geçer geçmez, paylaşmak istedim yine. 🙂

Gizem, yani Gizem Alav Şapcı, benim ortaokul liseden sınıf arkadaşım. Kariyerine başka bir yön verme kararı alıp, Şiddetsiz İletişim eğitimlerine katıldı. Ben de Gizem’e sordum “Nedir, bana bilgi verebilir misin” diye. Biz zaten dün yazdığım eğitimde gördük bir bölüm ancak size aktarmak için daha detaylı bilgiye ihtiyacım vardı.

Şiddetsiz İletişim nedir?

Kendimizle ve diğer insanlarla iletişimimiz ne yazık ki doğrular,  yanlışlar,  yargılar,  yorumlar, teşhisler ve talepler üzerine kurulu.  Bize doğduğumuz günden itibaren öğretilen iletişim biçimi yanlış anlaşmalar, kalp kırıklıkları, haklılar ve haksızlar,  çatışmalar, kutuplar yaratıyor. Şiddetsiz İletişim,  bize otomatik tepkiler haline gelmiş iletişim alışkanlıklarımızı kenara koyup bilinçli ve şefkatli bir dil kullanmayı öneriyor. Eleştiri duymadan karşımızdakini empatiyle dinlemenin, gerçek duygu ve ihtiyaçlarımızı da kimseyi eleştirmeden dürüstlükle tam ifade etmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Şiddetsiz İletişim, dört unsurun yardımıyla iletişim kurarak kendimizle ve başkalarıyla ilişkilerimizin niteliğini düzeltmeye katkı sağlıyor.

Ne zaman ortaya açıktı? Öncüsü kim?

Şiddetsiz İletişim yöntemini geliştiren Marshall Rosenberg, 1940’lı yılların ABD’sinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak çok genç yaşta şiddetle tanıştı. Bir soyadının bile şiddete maruz kalma nedeni olduğunu yaşamak, insanların birbirlerine şiddet göstermelerine neyin yol açtığını anlama isteği, barışçıl çözümler sağlayacak alternatifleri araştırmak, onu klinik psikoloji alanında doktora yapmaya kadar götürdü. Şiddetin dil, düşünce ve iletişim tarzımızla ilişkisini kurarak Şiddetsiz İletişim sürecini geliştirdi.

siddet1

Şiddetsiz İletişim ilk kez ABD’de, 1960’larda, devlet okullarında ve diğer kamu kuruluşlarında ırk çatışmalarına barışçıl çözümler bulmak için çalışan gruplarda uygulandı. Bu projelerde çalışan Dr. Rosenberg ve arkadaşları Şiddetsiz İletişim’i etkin biçimde geniş bir tabana yaymak ihtiyacı ile, 1984’te Şiddetsiz İletişim Merkezini (CNVC) kurdular. Marshall Rosenberg ve ekibi, 200’ü aşan sertifikalı eğitmen aracılığıyla Şiddetsiz İletişim’i dünyada yaygın biçimde sunuyor.  Ayrıca bu işle uğraşan yüzlerce gönüllü, seminer, atölye ve çalışma grupları örgütlüyor, uygulama gruplarına katılıyor ve ekipler koordine ediyor. Eğitim çalışmaları okullarda, iş yerlerinde, sağlık merkezlerinde, hapishanelerde, topluluk ve ailelerde, çatışmaları çözmeye ve önlemeye yardımcı olmak için yapılıyor. Marshall Rosenberg’in yol arkadaşları Sierra Leone, Sri Lanka Ruanda, Burundi, Bosna, Sırbistan, Kolombiya ve Orta Doğu gibi savaşlardan yara almış bölgelerde Şiddetsiz İletişim yöntemi ile arabuluculuk hizmetleri sunmaya devam ediyor.

Hayatımızı nasıl etkiliyor?

Şiddetsiz İletişim, yüreğimizde şiddetin olmadığı doğal şefkat durumunu ifade eden tarihsel şiddetsizlik prensiplerine dayanıyor; yeni hiçbir şey içermiyor. İçgüdüsel olarak zaten hep bildiğimiz, insanlarla hakiki bağlar kurmanın güzelliğini hatırlamamıza aracı oluyor.

Şiddetsiz İletişim özel ilişkilerden iş ortamına, sağlık ve sosyal hizmetler alanından güvenliğe, hapishane çalışanları ve tutuklulara, okul ve eğitimden toplumsal dönüşüm örgütlenmelerine kadar çeşitli alanlardaki uygulamaları ile çatışmaları dönüştürmenin, ilişkilerimizi sağlığa kavuşturmanın ve barışın yolunu açıyor.

Gerçekten mümkün mü?

Yaşamalı ve görmeli! Ben 1,5 yıldır bu dili öğreniyorum, kendimde, ilişkilerimde ve ailemdeki dönüşümü mutlulukla izliyorum. İletişimde otomatik viteslerden çıkıp bağlantı kurma amaçlı bilinçli seçimler yaptığımda yaşadığım deneyimlerin tatmini içime sığmıyor, dünya barışına dair umudumu artırıyor!

Anne çocuk ilişkisine nasıl bir boyut kazandırıyor, karı koca ilişkisine katkıları neler?

Şiddetsiz İletişim aile ve ebeveynlikte şu faydaları sunuyor:

Eş ilişkileri dahil tüm kişisel ilişkilerde temelden dönüşüm sağlıyor; faydaları şu şekilde özetlenebilir:

Bunu destek almadan kendi kendimize başarabilir miyiz? Yoksa eğitime katılmamız mı gerekiyor?

Şiddetsiz İletişim’i merak edenler, Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim: Bir Yaşam Dili” kitabını okuyarak ilk adımı atabilirler. Bu dili öğrenmek için eğitimlere ve alıştırma buluşmalarına katılmak büyük fayda sağlıyor, çünkü her dil gibi bu dil de uygulayarak, deneyerek, pratik ederek geliştiriliyor.

Şiddetsiz İletişim’i öğrenmek için Şiddetsiz İletişim sertifikalı eğitmenlerin bağımsız eğitim programlarına katılmak mümkün. Türkiye’de, Türkçe konuşan tek CNVC Sertifikalı Eğitmen, Şiddetsiz İletişim Derneği’nin de kurucu başkanı olan Vivet Alevi.

Şiddetsiz İletişim dilini yaşatmak, Türkiye ve dünyadaki toplulukların geliştirdiği Şiddetsiz İletişim alıştırmalarını deneyimlemek ve topluluğun yaşamasına, bağlantısını tazelemesine katkıda bulunmak niyetiyle alıştırma grupları da düzenleniyor. Alıştırma gruplarına Şiddetsiz İletişim dilini bilmeyenler de katılabiliyor.

Facebook’ta Şiddetsiz İletişim Türkiye sayfasında tüm etkinlikler duyuruluyor. Buradan Vivet Alevi’nin eğitimlerinden, sertifika adaylarının ve topluluğun etkinlik ve çalışmalarından haberdar olmak mümkün.

Ayrıca, Şiddetsiz İletişim’i derinleştirmek için tasarlanmış 9 günlük bir Uluslararası Yoğunlaştırılmış Eğitim (International Intensive Training) var. Bu program düzenli olarak dünyanın farklı ülkelerinde düzenleniyor. Türkiye’de ise ilk kez bu Haziran’da yapılacak. 30 ile 80 kişi arasında katılımın olduğu ve sertifikalı eğitmenlerin sunduğu programın amacı, insanların Şiddetsiz İletişim sürecini topluluk içinde yaşayarak uygulama becerilerini geliştirme olanağı bulmalarını sağlamak.

Gizem diyor ki: “Bu iletişim yaklaşımıyla ilgili ayrıntılı bilgi isteyenler bu siteyi inceleyebilir; Facebook grubuna katılabilir, Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim: Bir Yaşam Dili” kitabını okuyabilir ve detaylarını yazdığım Şiddetsiz İletişim etkinliklerine katılabilir.

Açıkçası, çok merak ediyorum. Bu Haziran mümkün değil fakat bir sonrakinde neden olmasın. İşe, kitabı alarak başlayacağım.  

* Görseli Google’da buldum. O kadar çok yerde çıkmış ki hangisinin imzasını koyacağımı şaşırdım. Google diyeyim o zaman. 🙂

One Response

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.